Günce

Ayrı Boylamlarda Aynı Yolda Olmak…

On iki sene önceydi. Aylardan Ağustos. Arkadaşımla Kınalı’da denize girip, güneşleniyorduk. Siyah bir mayom vardı. Arkadaşım neden hiç bikini giymediğimi sordu. “Elli üç kg olduğumda giyeceğim” demiştim. O zaman elli beş kg idim.

Bazen böyle saçmaladığımız oluyor. Neyin yeterli olduğunu kestirememek, ciddi bir saçmalık. Üstelik sonuçları bazen hayatı güçleştiriyor. Ne kadar verici olacağını kestirememek, ne kadar kurabiye yiyeceğini bilememek, ne zaman dur diyeceğine karar verememek… Her ölçüsüzlüğün, dengesizliğin yaşamda izleri oluşuyor.

On iki sene içinde o saçmalamaların izi bende tam on altı kg olarak kendini gösterdi. İlk bir iki kg hiç panik yaratmadı. Beş kg fazlalık olduğunda bundan kolaylıkla kurtulabileceğim düşüncesi aldatıcı oldu. Zamanla günlük hareketlerim azaldı ve ben sürekli masa başında yazarak ve okuyarak geçirdiğim günlerimi Cenk’in (Cafe Fernando) brownieleri, kurabiyeleri ile süslemeye devam ettim.

Üç sene önce annemin diyetisyen kontrolüne girip, bu süre içinde tam otuz beş kg vermesi de benim için yeterince motive edici olmamıştı. Ta ki iki ay önce onunla bir yere yürüyerek giderken, anneme yetişemediğimi fark edinceye dek! Kendimden utandım desem, abartmış olmam.

Ben bu utançla kıvrana durayım; okyanus ötesinden bir lütuf olarak hayatıma giren can arkadaşım Başak o sıralar ikinci kez bir diyete başlıyordu. Yine aynı günlerde, önce anne babasıyla arkadaş olduğum, sonra kendisini tanıdığım ve yeri bir başka olan tatlı arkadaşım İdil de minik meleğinin doğumunun ardından ikinci bir diyet dönemine giriyordu.

scale-403585_960_720

Annesinin yürüyüş temposuna yetişemeyen benim için bu süreci birlikte sürdürebileceğim böyle neşe ve motivasyon abidesi iki insanla beraber hareket etmek kadar iyi bir fırsat olamazdı!

Ve bugünden tam beş hafta önce, Başak’ın “Mevsimlerden Roma” blogunun meşhur yazarı Dr. Mehtap P.G.’nin yazıları arasından süze süze oluşturduğu rejim listelerinden birincisi ile işe koyuldum. Benden iki hafta sonra da İdil kendi listesini bırakıp, Başak’ın listesiyle yola çıktı.

Her insanın bünyesi farklı elbet. Ancak ortalamada birbirine yakın sağlık koşulları içindeyiz. Zaten takip ettiğimiz programa “diyet” demek belki de hata… Bir tür beslenme eğitimi… Hep bildiğimiz, ama hiç uyamadığımız o “doğru, dengeli, ölçülü” beslenme eğitimi…

Başak ABD’de, İdil Fransa’da, ben İstanbul’da olsak da neredeyse her gün “birlikte”yiz. Sosyal medya sağolsun! Bizi birleştiren en verimli ortam Instagram’ın mesaj servisi oldu. Anlık fotoğraflar, işe yarayacak ip uçları ve tarifler paylaşarak haftalar geçirdik.

Bu sırada paylaştığımız bazı şeyler arşivlenebilirlik niteliğini yitirmeye başladı. Çıktığımız bu yolda aldığımız mesafeyi, faydalandığımız verileri bir yerde derli toplu tutma arzusuyla bu blogu oluşturmaya karar verdim. İdil ve Başak sanırım bu durumdan memnun kalacaktır.

Önce bloga kaydedeceğim bir iki tarif olacak. Sonra belki Başak’ın listelerini de olur a kaybedersek diye buraya ekleriz. Hatta -Wordpress’in böyle bir özelliği var mı bilmiyorum ama eğer varsa- Başak’la İdil’i de yazar olarak eklerim. Böylece hepimiz deneyimlerimizi, kaygılarımızı, gündelik olarak programa ilişkin yazmak istediklerimizi paylaşabiliriz.

“Pişman Olmayanlar” başlığının hikayesini de bir başka sefer anlatmalı… Unutursak, yazı kalır…

Fotoğraf: Pixabay

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s