Beslenme

“Yemek yiyin. Aşırıya kaçmadan yiyin. Çoğunlukla bitki ağırlıklı yiyin”

Bonjour !  Sabreden derviş muradına ermiş. Buyrunuz teker teker açıklıyorum altın kuralımızı.

Yemek yiyin.

cookie

Bu, kuralımızın en önemli kısmı. “Ne demek yemek yiyin yahu, ne yiyoruz ki?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. O yüzden bu cümleyi biraz değiştiriyorum ve yeniden yazıyorum: gerçek besin yiyin. Gerçek besin demek işlenmemiş besin demek. Kısaca Pollan sevgilim size “al bıçağını ve önlüğünü, sıfırdan yemek yap bacım!” diyor. Şimdi o Big-Mac’i sakince masanın üzerine bırakın ve okumaya devam edin.

Bic-Mac’in gerçek besin olmadığını anlamak için çok kafa patlatmaya gerek yok. Siz de ne halt ettiğinizi biliyorsunuz onu yerken. Ama Pollan için sınır bundan çok daha önce çiziliyor. Mesela “light” yoğurt var mı buzdolabınızda? Ya da “diyet kurabiye”? “Şekerim ben beş çayımı diyet kek ile yapıyorum” diyenlerdenseniz kendinize iyilik yaptığınızı düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Bu tür “light” ürünleri yaparken ortaya çıkan tat kaybını önlemek için içine basıyorlar aspartam tarzı şekerleri. Kaş yapayım derken göz çıkarmayın aman ha. Haberiniz olsun, aldığınız bir yiyeceğin içindekiler bölümünde ilk üç sırada şeker varsa (aspartam, glükoz şurubu falan da şeker sayılır, bilmezden gelmeyin) bilin ki orada gereğinden fazla şeker var. Ha unutmadan, eğer içinde okumakta güçlük çektiğiniz, “bu ne yahu?” dediğiniz şeyler varsa bilin ki o da gerçek besin değil. Hangimiz evde “tatlım bana oradan kalsiyum propiyonatı uzatır mısın?” ya da “ay kusura bakma yemeğin monosodyum glutamatı fazla kaçmış” diyoruz allasen? Laf !

Pollan aslında bir yiyeceğin gerçek besin olup olmadığını anlamak için çok güzel tüyolar veriyor:

  • içerisinde beşten fazla madde bulunan hazır yiyeceklere küsün, yüzlerine bile bakmayın.
  • Ananenizin annesi elinizdeki şeyin ne olduğuna anlam veremiyorsa, o gerçek besin değildir.
  • Bir yiyecek pek çok farklı dilde aynı isimle anılıyorsa gerçek besin değildir. O Big-Mac’i sakince masanın üzerine bırakın demiştim di mi?

Kısacası, mesela kek mi yemek istedi canınız? Yapın. Satın almayın. Alın unu, yumurtayı, sütü, şekeri. Neyi ne kadar koyduğunuzu bilin. Her şeyin ev yapımı olanı makbuldür. Ve evet, buna hamburgerler, pizzalar, patates kızartmaları da dahil. Bana kalırsa en temel strateji bu. Mis gibi. Oh.

Aşırıya kaçmadan yiyin

pomme

“Aşırıya kaçmak” ne demek? Hadi itiraf edeyim, bana kalsa erkek gibi yerim. Mösyö V’den fazla yemişliğim vardır, doğru. Ve bunun “aşırı” olduğunun da bilincindeyim. Pollan diyor ki pek çok kültürde “tam olarak doymadan masadan kalkma” fikri mevcuttur. Mesela Japonlar masadan 80%, Çinliler ise 70% doymuş kalkıyorlarmış. Bunun yüzdesini nasıl hesaplıyorlar diye sorarsanız hiçbir fikrim yok ama ana fikri anladınız işte. Bunu aklınızın bir kenarında tutun.

Bana yardım eden şeylerden biri aslında çok basit bir strateji oldu: tabak değiştirmek. Evdeki normal kullandığımız tabaktan daha küçük ve düz bir tabakta yemek resmen göz yanıltması etkisi yaratırken bir taraftan da mide yanıltıyor. Basit ama etkili !

Aklımızda tutmamız gereken bir diğer şey de şu: çoğu zaman sıkıntıdan atıştırıyoruz ve bunun farkına bile varmıyoruz. Aslında gerçek besin yeme kuralı atıştırmalıklar için de geçerli. Hafif karnınız kazınıyorsa atıştırmalığınızı akıllıca seçerek kendinize bir iyilik yapın: badem, elma, yoğurt… ve eğer “elma yeme” fikri size çekici gelmiyorsa pek de acıkmış sayılmazsınız şekerim!  Kek yapın dediysem bir oturuşta bitirin demedim ayol!

Çoğunlukla bitki ağırlıklı yiyin

karnabahar

Merak etmeyin, et yemeye bayılıyorsanız Pollan vegana dönüşmenizi istemiyor. Gerçi şunu da itiraf edelim ki bitkiler (bunlara tahıl ve kuruyemişler de dahil) sağlık açısından çok çok faydalı ve büyük bir ihtimalle bunlardan yeteri kadar yemiyorsunuz ( avuç avuç hüplettiğiniz çifte kavrulmuş tuzlu caju fıstık aşırıya kaçmadan yediğiniz bir gerçek besin mi sizce?)

Haftada 2-3 kere et yemek kabul edilebilir bir rakam. Ama işte o etin yanına resmen bir gökkuşağı çizmeniz lazım. Değişik renklerde sebzeler koyun, baharatlarla seksi hâle getirin, accuk tam tahıl ekleyin ve en önemlisi yağlı balık arkadaşlarımızı yemeyi de unutmayın. (Şu an yaptığımız rejimde kas kaybı olmasın diye her öğünde protein yiyoruz, dolayısı ile daha fazla et yer olduk. Stabilize olup da normal yaşama dönünce tekrar azaltacağım et miktarını şahsen).

Haydi size bir strateji daha, sonra teşekkür edersiniz: tabağa karbonhidrattan önce sebze koyduğunuz zaman zavallı karbonhidratlara daha az yer kalıyor. Yatağa önce girip deniz yıldızı pozisyonunu almak gibi. Birinç !

Son olarak, Pollan’in kitabında pek çok akılda kalıcı öğüt var. Henüz Food Rules (Yeme kuralları) kitabı Türkçeye çevrilmedi ama bu fikir aklının ucunda olan birileri var, biliyorum. İngilizceniz varsa mutlaka alın. Birkaç gün sonra da tekrar bize misafir olun, tecrübeyle sabit idyllejuice kurallarını yazıcam. Şimdilik bonne nuit !

Fotoğraflar: I. Morin

 

 

Advertisements

4 thoughts on ““Yemek yiyin. Aşırıya kaçmadan yiyin. Çoğunlukla bitki ağırlıklı yiyin”

  1. Pingback: Pişman Olmayanlar

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s