Günce

HopHopHop Değiş Tonton

semiz1

Çocukluğumda seyrettiğim bir çizgi filimden esinlendim bu yazıda, Tonton diye bir topalak vardı , istediği şeyin  şekline  girebiliyordu diye hatırlıyorum, gerektiği zaman ‘hophophop değiş tonton’ der hop, ne isterse olurdu. Ben daha mantıklı bir çocuktum, şöyle bir fantazim vardı; birgün uzaylılar beni kaçırırsa, sırf hayır için kaçırdıklarını farz ederek veya uzaylılara direk Alaaddin’in lambasındaki cin muamelesi çekerek, onlardan isteyeceğim üç şeye  karar vermiştim: birincisi dişlerimi düzeltecekler , ikincisi beynime bir beş-on tane yabancı dil yükleyecekler (ve belki bir iki şey daha) ve en önemlisi  metabolizmamı tersine çevirecekler , yani yemek yemezsem kilo alıcam! İlk dileğim uzaylılara gerek kalmadan halloldu, ikinci dileğim üzerinde  çalışıyorum hala, fakat üçüncü  dileğim için gerçekten  uzaylılara  ihtiyacım var 😬

Aslında hayatta her istediğimizi yapabilecek donanımdayız, bunu biliyoruz fakat mazeret üretme konusundaki yeteneğimiz maalesef daha baskın. Bir de bunun üzerine her canlı gibi kolay olanınseviyoruz, kim sevmez? Armut pişsin  ağzımıza düşsün, araba kendini götürsün , bulaşık makinesi kendini boşaltsın, ev kendi kendini temizlesin, annem zeytinyağlı dolmayı bana ışınlayabilsin, İdil bize Valrhona fırlatsın, Banu martılarla sokak simidi yollasın gibi fantazilerimiz aslında çok uzak değildir  fakat daha da kolayı ve aslında hep en kolayı için  çabamız. Hayvanlar için de aynı şey geçerli, yabandaki yaşam alanına tecavüz edilen/besin kaynakları yok edilen/huzuru kaçan/yuvası dağılan hayvanat türlerinin bir kısmı kolay avlanmak/yiyecek bulmak adına  bizim yaşam alanlarımıza giriyorlar (haklı olarak), çöpler onlar için a la carte / migros / gökten zembille inmiş uzay mekiği çünkü!

Çok hızlı yaşıyoruz. Herşey  süratle ilerliyor, geriliyor ve büyük bir devinim içindep zaman akıp gidiyor. Seneler evvel, lisedeyken, YASAT’daki tiyatro hocamız Kenan abi bir tecrübesini  anlatmıştı, hiç unutmam, bir sebepten dolayı büyük şehirden gittikleri kasaba/şehir  ona muazzam yavaş gelmiş ‘ insanlar ağır çekim hareket ediyor gibi geliyordu, gün boyu oturup onları seyrediyordum filim gibi’ demişti. Ben bu tecrübeyi Boston’dan Newburyport’a taşındığımız zaman edindiydim. Dükkana gelen müşterileri omuzlarından tutup sallayasım geliyordu, niye yavaş konuşuyor bunlar diyordum. Herşey  aynı  hızla aynı devinimle ilerlesin istiyoruz ama olmuyor.

Lanet olası metabolizma da öyle! Bizim metabolizmaya rock’n roll yaptıran dietimiz bende çuvalladı bu sefer! (Mazeret) Hep aynı istikrarla kilo veren vücudum inatla tepindi ikinci ayında dietin. (Mazeret) En kötü  kaçamakları yaptığım zamanlarda bile teklemeyen metabolizma yapıştı kilolara bırakmadı bir türlü .( vahvah tühtüh)  İlk ay babalar gibi verdiğim  4.5 kiloya – ki ben genelde ilk ay kilo veremem – ikinci ay ambargo koydu ve 2 kilo bile vermedi! (Bak görüyomusun terbiyesizi) Fakat eğer tartıya bakmazsak incelme var! E nasıl olur? Gel de delirme! Diet işe yarıyor, metabolizma da çalışıyor o zaman sorun ne?

Delirmeye gerek yok, dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz, insanoğlu hemen olsun istiyor, olurken de bizim istediğimiz gibi olsun. Hiç düşünmüyoruz, bahar gelmek üzere mi, hâlâ hava eksi beş  mi, aldığımız ilaçlar aşüfte metabolizmayı tedirgin eder mi, (ohoooo serî mazeret) egzersiz delisi olmasak da hiç yürüyüş yapmadığımızın farkındamıyız, Mehtap hanım ‘ille hareket edeceksiniz’ derken, koltukta candy crush oynamayı da hesaba katmış mı veya arka arkaya beş  bölüm  dizi izlemenin yağ hücrelerini depresyona sokma ihtimali nedir düşündük mü? ‘her söylediğimin bir sebebi var, size seçim hakkı veriyorum fakat söylediklerimi çok değiştirmeyin’ derken ve biz bunun önemini çoktaaan öğrenmiş-uygulamış-ispat etmişken neden ara öğün seçeneklerimize sürekli kurabiye/püsküüt soktuğumuzun farkında mıyız?

🙃Başa dönüyorum. Kolay olsun istiyorum. Ben kılımı kıpırdatmayayım, uzaylılar bi zahmet gelsin hallediversin şu işi  istiyorum! Hiç gerek yok, biraz düşününce, insan kendine dürüst olmayı görev kabul edince sorunun temeline inmek kolay oluyor. Mazerete mahal vermeden gerekli düzeltmeler yapılacak, kurabiyeler, poğaçalar, pişmaniyeler ‘oluru var’ kategorisinden rafa kalkacak…bir süreliğine…biz de yasak yok, höt zöt de yok, aklı selim, gönlü  zengin, yanaklari pembe, gözleri ışıl ışıl kızlar var 😊 Şu meşhur, öğlen karbonhidratın dibine vurulan 10’uncu haftaya da ıspanaklı gözleme var 😬 Kızmadan, sinirlenmeden çeki düzen veriyoruz kendimize çünkü biliyoruz ki doğru yoldayız, hayat hızlı ve değişken, biz robot değil insanız, her birimiz yaşayan  birer canlıyız. Hatalarimizi değerlendirirken onları mücadelenin en zevkli kısımları olarak görmemiz gerekiyor, yoksa niye uğraşalım ki? Ha nedir ben şimdi  uslanacak mıyım? Ha-ha!!! Tabiiki de hayir! Ama hizaya gireceğim! Öyle bol keseden atmakla olmuyor bu işler  😎 aşağıya da yazdım yaramazlıklarımı, şeffaf diet diye buna derler vallahi ❤️ Bir de don sorunsalı var ama o konuya henüz girmiyorum 😂

Başağın  hataları:
1- Metabolizma çayı olarak içtiğim zencefil çayına bal eklemek, 2 litre içince  sorun oldu tabe!
2- Öğün  aralarında meyve+yemiş veya meyve+yoğurt seçeneğine az yer vermek
3- Öğün  saatlerinde oynama yapmak (kaydırmak, kaosta düzen gerekiyor)
4- Chia tohumu ile yaptığım karışımlarda porsiyon kaçmış olabilir – hep bu vegan haftası yüzünden!
5- Az yemek! (yemek pişirmeye üşendiğim öğünleri salata ile geçiştirmek!)
6- HAREKET ETMEMEK!
7- Maydanoz candır ♥️ (yok bunu yazasım geldi)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s