Banu Bingor

pismanolmayan_ben

Merhaba,

Ben Banu Bingör.

Yazmayı öğrendiğim günden beri hep yazarım. 2005 yılından bu yana asıl sığınağım, Karafakiden adlı blogum… Pişman Olmayanlar ise yepyeni, apayrı bir macera benim için! Yaşamın hızlı temposu, yoğun saatleri içinde sevdiğim iki arkadaşımla paylaştığım bir oyun, eğlence ve kendimi eğitme alanı… Her birimizin, yani benim, İdil’in ve Başak’ın burada olma nedenlerini daha önce yazdık. Peki aslında “ben” kimim?

Ekim 1983, İstanbul doğumluyum. Aile köklerimde Karadeniz’in Batı, Doğu ve Kuzey kıyılarının izleri var. Ancak kimliğimi şekillendiren olgu “İstanbulluluk”. Bilinen tarihi sekiz bin yılı aşan bu koca şehrin Bizans’tan Osmanlı’ya tüm mirasını seviyor ve öğrenmek için uğraşıyorum. Şehrime duyduğum sevgiyi besleyen kaynaklar ise akademik ve kişisel rehberlerimdir.

2001 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde lisans eğitimime başladım. İÜEF Sosyoloji’nin o dönemki hocalarının da sayesinde okula gittiğim her günü, orada geçirdiğim her saati sevgi ve şükranla geçirdim. 2005 yılında bölüm ikincisi olarak mezun oldum. Aynı yıl yüksek lisansa başlamak üzere İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü üzerinden Sosyoloji Bölümü’ne başvurdum. Mülakat sonucu, başvuranlar arasında birincilikle bölüme kabul edildim. İÜ Sosyoloji bölümü için daha önce çalışılmamış ve o yıllarda henüz ülke çapında da adını az sayıda bilim insanının zikrettiği “Yemek Sosyolojisi” üzerine bir tez hazırlığına girdim. Ancak gerek kaynak kısıtlılığı gerekse kişisel nedenlerle tezi yönetmeliğin izin verdiği sürede tamamlayamadım ve 2008 senesinde Enstitü’yle ilişkim kesildi. Aradan dört sene geçtikten sonra 2012 senesi sonunda af kanunundan yararlanarak yüksek lisans eğitimime geri döndüm. Çok yoğun okumalı, araştırmalı ve tüm ailemin desteğiyle hepimizin için yorucu bir sürecin sonunda, 2016 senesi Haziran ayında, “Küreselleşmenin Mutfak Kültürüne Etkileri” adlı tezimin savunması değerli hocalarımdan oluşan bir jürinin oybirliği ile kabul edildi; bilim uzmanlığımı kazandım.

Sosyolojik eğitim hayatım boyunca Prof. Dr. Korkut Tuna, Prof. Dr. İsmail Coşkun, büyük Osmanlı İktisad Tarihi uzmanı Mehmet Genç gibi kıymetli hocaların birikimlerinden yararlanma şansım oldu. Tüm bölüm hocalarımın bana kazandırdığı sosyolojik bakışın yanında, yaşamımı, dünyaya bakışımı, dilimi geliştirmekte bana en büyük rehber, rahmetli gazeteci Yılmaz Öztürk olmuştur.

2008-2012 yılları arasında okuldan ayrı kaldığım dönem ise, özel yaşantımın değiştiği ve hayatımın şekillendiği dönemdir. Bu süreçte, aşık olduğum ve bu duyguyu savunma sınavını birlikte başarıyla verdiğimiz, efsane fotoğrafçı ailenin üçüncü kuşak temsilcisi Feridun Bingör’le hayatlarımızı birleştirdik. 2009 baharında evlendiğimiz haftadan beri yakaladığımız her fırsatta ülkemizi gezmeye başladık. O günden bugüne Ege kıyıcığında, Güneydoğumuzun güzel topraklarında, Orta Anadolu’nun gizemli coğrafyalarında gezilerimiz oldu. Bu dünyada bir araya gelmemizin sebebi ve paylaşmayı en çok sevdiğimiz şeyin aşkın yanında “yeni geziler” planlamak olduğundan artık eminim.

Evrende bir araya gelişimizin bir diğer nedeninin de oğlumuz olduğuna inanmaya başladım. Aramıza katılacağını öğrendiğimiz gün adını “Ege” koyduğumuz oğlumuz, Ocak 2011’de dünyaya geldiğinden beri hem ailemiz içinde hem dost çevremizde mutluluk ve neşe kaynağımız oldu. Farklı enerjisi, hafızası ve esprileriyle her günümüze ayrı renk katmakta. Üstelik, bir canlıyı dünyaya getirmenin, onun gelişimine destek olmanın ve büyümesini izlemenin ne kadar kıymetli ve zorlu bir süreç olduğunu görmeme yardımcı oldu. En önemlisi, onun “büyüme hızı”na bakarken “zaman” denen kavramın gerçek ve inanılmaz akış hızını fark ettim. Ege’nin varlığı, “sayılı gün”lerimizin değerini öğretti bana. Gönderilişine şükretmediğim tek bir gün yok…

İşte ben Banu Bingör, hayatımın merkezinde yer alan iki erkek ve daimi destekçilerim sevgili anne-babam birlikte yeryüzündeki zamanımı sürerken; günlerimi yemek ve tarım sosyolojisi, küreselleşme, toplumsal değişim gibi konularla, öykü, fotoğraf, gezi gibi şeylerle olabildiğince dolu yaşamaya çabalıyorum. 2017 senesinde başvuracağım doktora programı için hazırlık yaparken, bir yandan da yaşamımız için farklı farklı rotalar, ihtimaller üzerine zihni fırtınalardan geçiyorum.

Umuyorum, Pişman Olmayanlar maceramızda ben ve arkadaşlarımla siz de iyi vakit geçirirsiniz… Peki ya siz? Sahi siz? Siz de kendinizden bahsetseniz?…